Petrol Ofisi Grubu, Türkiye’nin ulusal enerji stratejisiyle uyumlu yatırımlarını hızlandırdı

Petrol Ofisi Grup Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Abbasoğlu, bu yıl finansal ödeme araçlarını bünyelerindeki ödeme sistemlerine entegre eden bir fintech girişimini hayata geçireceklerini belirterek, “Petrol Ofisi Grubu Türkiye’nin en büyük şirketlerinden biri. Geçen yıl ciro üzerinden nakit akışı 200 milyar lirayı aştı. Bu yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya ölçeğinde de önemli bir miktar. Bu denli büyük bir nakit akışına sahip bir grubun bir fintech şirketi de olmalı.” dedi.

Abbasoğlu, Petrol Ofisi Grubu’nun yatırım planları, sürdürülebilirlik alanındaki faaliyetleri ve Kahramanmaraş merkezli depremlerdeki çalışmalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

Akaryakıt ve madeni yağ pazarlarındaki geleneksel liderliklerini güçlendirmek için yatırımlarına devam ettiklerini dile getiren Abbasoğlu, her yıl istasyon, terminal, depolama tesisleri ve taşımacılık araçlarına yönelik de düzenli olarak en az 1 milyar liralık yatırım yaptıklarını söyledi.

Abbasoğlu, “Rutin yatırımlarımız dışında, bu yıl ciddi bir yeni yatırım atılımına geçiyoruz. İlk olarak sürdürülebilirlik adına biyodizel yatırımı girişimimiz mevcut. Mevzuat gereği katkı olarak satılan her akaryakıt ürününe biyodizel çevresel ürünü eklenmek durumunda. Biz de bu katkıyı kendimiz üreterek ekliyoruz.” diye konuştu.

Petrol Ofisi Grubu olarak kendi ekosistemlerinde katma değerli girişimler yaratmaya odaklandıklarını belirten Abbasoğlu, “Grubumuzun BDDK’dan tam lisanslı ‘Credin’ adında bir bireysel kredi finansmanı şirketi var. Bu, kredi süreçlerini tamamıyla yeni baştan yazan, müşteri için süreci dijitalleştirerek kolaylaştıran bir iştirakimiz. Bu alana yatırımlarımız devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Abbasoğlu, Petrol Ofisi Grubu’nun kendi içinde bir fintech şirketi kurma hedefi olduğunu dile getirerek, “Bu yıl finansal ödeme araçlarını bünyemizdeki ödeme sistemlerine entegre eden bir fintech girişimimiz hayata geçecek. Biliyorsunuz, Petrol Ofisi Grubu Türkiye’nin en büyük şirketlerinden biri. Geçen yıl ciro üzerinden nakit akışı 200 milyar lirayı aştı. Bu yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya ölçeğinde de önemli bir miktar. Bu denli büyük bir nakit akışına sahip bir grubun bir fintech şirketi de olmalı.” dedi.

Petrol Ofisi’ni bir grup şirketine dönüştürdüklerini belirten Abbasoğlu, “Bir akaryakıt dağıtım şirketinin çok ötesindeyiz. Petrol Ofisi Grubu’nu bir enerji altyapı şirketine dönüştürüyoruz. Altyapı ve insana dokunan her türlü yatırım, bizim için değerlendirilmesi gereken birer fırsat. Bu yatırımları hayata geçirirken ülkemizin ulusal ve uluslararası enerji stratejisiyle eş güdümlü hareket ediyoruz.” diye konuştu.

İstasyon, fabrika ve terminallere güneş panelleri kuruluyor

Abbasoğlu, şirketin Akdeniz Bölgesi’ndeki yatırımlarına da değinerek, “Özellikle depolama tarafında yatırımlarımızı bu bölgeye yönlendiriyoruz. Bölgenin büyüme potansiyelinin çok daha fazla olacağını düşünüyoruz. Bu sadece Doğu Akdeniz gazıyla ilgili değil, bölge bir çekim merkezi haline gelmiş durumda. İklim, toprak, sistem, tüm koşullar uygun. Dolayısıyla Akdeniz Bölgesi’ndeki altyapı yatırımlarımıza hızlanarak devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Petrol Ofisi Grubu’nun en önemli yatırımlarından birinin de Derince’deki madeni yağ üretimi ve depolama tesisi olduğunu söyleyen Abbasoğlu, “Madeni yağ, ülkemizin önemli ihracat kalemlerinden biri. Biz de kendi geliştirdiğimiz ürünleri 5 kıtada 37 ülkeye ihraç ediyoruz. Kalite açısından çok kabul görüyor. Mevcut konjonktürde, kimsenin hiçbir ülkeye yatırım yapmadığı ortamda bile biz bundan iki yıl önce ABD merkezli Chevron ile esas ürünü olan Texaco markalı madeni yağlarının ABD dışında ilk defa Türkiye’de üretimi konusunda anlaştık. Bu ürünler Türkiye’de, ABD’deki standartlarda Petrol Ofisi Grubu tesislerinde üretiliyor.” bilgisini verdi.

Abbasoğlu, yerli otomobil Togg ile elektrikli araçların günlük hayatın önemli bir parçası haline geleceğini belirterek, “Yatırım bütçemizin önemli kalemlerinden birini de elektrikli şarj noktaları oluşturuyor. Sektörde ilk olarak e-POwer markamızla bu girişimi başlatmıştık. Elektrikli şarj noktaları konusunda düzenleyici kurum olan EPDK’nin lisansını aldık ancak biz bununla yetinmeyeceğiz. Zira bizim aldığımız lisans aynı zamanda kendi tükettiğimiz enerjiyi üretme ve kalan kısmı da belirli müşterilerimize satabilme imkanı da sağlıyor. Şu anda mülkiyetimizde bulunan tüm istasyonlarımızda, madeni yağ fabrikasının çatısında, terminallerimizin arazisinde güneş panelleri kurma aşamasındayız.” dedi.

Deprem bölgesine yardımlar devam ediyor

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde şirket olarak ilgili prosedürlerin hazır olmasının faydasını gördüklerini söyleyen Abbasoğlu, “Aslında yıllardır sağlık, emniyet ve çevre alanlarına yaptığımız yatırımların semeresini bir günde aldık.” ifadesini kullandı.

Abbasoğlu, depremden yaklaşık 15 dakika sonra tüm yerleşke, terminal ve depolama tesislerinde güvenlik kontrollerinin yapıldığını, ardından ilk iş olarak depolardaki konteynerleri kurarak çalışanlar ve ailelerini İskenderun Terminali’ne toplama kararı aldıklarını anlattı.

Çalışanların endişelerinin giderilmesiyle 3 vardiya halinde 24 saat dolum yapmaya devam ettiklerini dile getiren Abbasoğlu, “Depolarımız dolu, tankerlerimiz hazırdı. Yollar ve viyadükler hasar gördüğü için akaryakıtı ilk başta istasyonlara ulaştırmakta güçlük çektik. Ancak bu güçlüğü de ilgili bakanlıklarımız ve düzenleyici kurumlarımızla entegre bir şekilde çalışarak aştık. Sektörde bir ilki gerçekleştirerek tüm marketlerimizi birer ihtiyaç noktası olarak vatandaşlarımıza açtık.” diye konuştu.

Abbasoğlu, yine sektörde bir ilk olarak, Devlet Malzeme Ofisi ile entegre bir şekilde AFAD araç plakalarının otomasyon sistemine tanımlanmasıyla akaryakıt desteğinde bulunulduğunu belirterek, “5 milyon litrelik akaryakıtı, afet bölgesindeki 10 ilimizde yer alan istasyonlarımızdan kademeli olarak AFAD’ın bilabedel kullanımına sunduk.” dedi.

Hava, kara ve deniz taşımacılığındaki tüm operasyonlarını afet bölgesine kesintisiz hizmet edecek şekilde yapılandırdıklarını vurgulayan Abbasoğlu, “İskenderun ve Diyarbakır terminallerine ek olarak Kırıkkale ve Trabzon terminallerini de bölgeye sevkiyat yapacak şekilde organize ettik. Mersin ve İskenderun terminallerimiz 7/24, Diyarbakır terminalimiz ise saat 24.00’e kadar faaliyet gösteriyor.” bilgisini verdi.

Abbasoğlu, bugüne kadar afet bölgesine yaklaşık 3 bin tankerle 65 milyon litreden fazla yakıt ikmali gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bölgedeki yardım uçakları trafiğinin sorunsuz ilerlemesi için toplam 840 yardım uçağına 7 milyon litre yakıt ikmali yaptık. Denizcilik operasyonumuz aracılığıyla TPAO’nun Mukavemet gemisi, Lider Asya 1, Adnan Menderes gemilerine yakıt ikmali sağladık. TPAO için Mersin açığında bir barçımızı dolu olarak bekletiyoruz.” diye konuştu.

Deprem, sorunsuz akaryakıt ikmali ve kesintisiz iletişim yatırımlarını hızlandırdı

Abbasoğlu, “Petrol Ofisi Grubu olarak yaşanan bu depremlerden alnımızın akıyla çıktığımızı düşünsek de içselleştirmemiz gereken birçok çıkarımlar da oldu. Afetin hemen ardından İstanbul ve Marmara Bölgesi özelinde önlem amaçlı kapsamlı ve önleyici yatırım planımızı devreye aldık.” dedi.

Depremin, depolardaki konteynerler için altyapının da hazırlanmış olması gerektiğini öğrettiğini dile getiren Abbasoğlu, bu doğrultuda Derince Terminali’nde 80 konteyner için gerekli hazırlıkların yapılmaya başlandığını söyledi.

Abbasoğlu, olası bir depremde depolardaki akaryakıtın tüketiciye ulaştırılmasının önemine dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Bunun için en önemli katkılarımızdan biri de sektör lideri olan denizcilik iştirakimiz. Barç yatırımlarımızı artırdık. Yani ufak mavna filomuzla deniz yolunu kullanarak ikmali gerçekleştireceğiz. İletişim sorunlarını bertaraf etmek için kendi altyapımıza paralel terminallerimiz arasında bir fiber iletişim ağı yatırımı düşünüyoruz. Ayrıca, daha mobil, akaryakıtı kara yoluyla kolaylıkla ulaştırabilecek ufak çaplı araçlara bakıyoruz. Bizim kullanmadığımız, devletin veya belediyelerin mülkiyetinde olan, atıl durumdaki boru hatları var. Bunların sağlamlaştırılması, yeniden aktif hale getirilmesi için proje grupları oluşturuldu. Tüm bunları ivedilikle gerçekleştirmemiz gereken birer yatırım olarak görüyoruz.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*