Myanmar’da ordu içinde güç ve güven kaybı yaşanıyor

Myanmar’da 2021’deki darbenin ardından ordu saflarını terk eden askerlere göre, halka karşı baskı ve zulmü artıran ordu kendi içinde güç ve güven kaybı yaşıyor.

BBC’nin ordudan kaçarak Tayland’a sığınan Myanmarlı askerlerle yaptığı röportaja göre, demokrasi yanlısı sivil direnişe müdahalenin şiddetini artıran ordunun sadece dışardan değil askerlerin gözünde de olumsuz bir imajı var.

Ülkedeki muhalif grupların yardımıyla Tayland’a kaçmayı başaran çok sayıda askerden biri olan Nay Aung, “zalim ve adaletsiz” uygulamaları nedeniyle kimsenin orduya katılmak istemediğini söyledi.

Aung, kendisi gibi aileleri ile Tayland’a kaçan 100 askerle Myanmar’daki sivil direniş güçleri tarafından ayarlanan güvenli bölgede kalıyor.

Tayland’daki güvenli bölgede kalan askerlerin en genci olan 19 yaşındaki Maung Sein, orduya saygı duyduğunu, ailesini onurlandırmak için askere gittiğini ancak demokrasi yanlısı hareketi bastırmak için ordunun ulusal çapta uyguladığı baskının insanların “üniformalılara” bakışını değiştirdiğini belirtti.

Sein, darbenin ardından sosyal medya üzerinden askerlere edilen hakaretleri görünce çok üzüldüğünü, ordunun kendi gözündeki saygınlığını ve meşruiyetini yitirdiğini kaydetti.

Ayrıca Sein, kendisi gibi acemi askerlerin “sivillerin öldürülmesi ve köylerin yakılması” yönünde “yukarıdan gelen” emirlere karşı gelemediğini söyledi.

Ordunun giderek daha zayıf bir pozisyona düştüğü görüşünde olan Sein, bu nedenle birliğinden kaçtığını, orduya karşı silahlı etnik gruplar ve sivil direniş hareketi Halkın Savunma Gücü’nün (PDF) kurduğu stratejinin daha iyi olduğunu belirtti.

18 yıl hava kuvvetlerinde görev yapan ve darbeden 1 yıl sonra orduyu terk eden Zay Thu Aung, orduya karşı direnişinin ülke geneline yayıldığını, asker sayısının karşı koymada yetersiz kaldığını ve bu nedenle ordunun giderek hava saldırılarını yoğunlaştırdığını dile getirdi.

Aung, çok sayıda meslektaşının darbeden sonra “canavarlaştığını” ve “halka karşı savaşı” sürdürdüğünü, bunda “vatan haini” olarak görülme korkusunun etkili olduğunu ifade etti.

Ordunun hava saldırılarına karşılık, daha basit yöntemlerle mücadele veren muhalifler, ev yapımı bombaları taşıyan dronlar ile askeri noktaları hedef alıyor.

Sivil direnişe mensup kadın dron pilotlarına liderlik eden 25 yaşındaki Khin Sein, darbe öncesi üniversite öğrencisi olduğunu, demokrasi yanlısı harekete katıldıktan sonra orduya karşı silahlandığını söyledi.

Khin Sein, eski hava kuvvetleri yetkililerinden Zay Thu Aung ile dronların etkin kullanımı için çalıştıklarını ve başarı elde ettiklerini kaydetti.

Ordunun ocak ayından bu yana 200’ü aşkın hava saldırısı düzenlediği bildirildi. Bunlardan en ölümcülü olarak kayıtlara geçen Sagaing bölgesindeki Pa Zi Gyi köyüne nisan ayında yapılan saldırıda, aralarında kadın ve çocukların da olduğu yaklaşık 170 kişi ölmüştü.

Myanmar’da askeri darbe sonrası kurulan ve sürgündeki Ulusal Birlik Hükümeti (NUG) verilerine göre, 2021’den bu yana 13 binden fazla asker ve polis cunta yönetimi saflarından ayrıldı.

Myanmar ordusuna Rusya ve Çin desteği

Özellikle darbe sonrası uluslararası toplumun yaptırımlarına maruz kalan Myanmar ordusu giderek yalnızlaşırken Rusya’nın, ordunun en büyük yabancı destekçilerinden biri konumunda olduğu ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Myanmar Özel Raportörü Tom Andrews, Myanmar ordusunun 2021’de darbeyi gerçekleştirmesinden bu yana 1 milyar dolarlık silah ve askeri teçhizat ithal ettiğini, en fazla tedarikin Rusya ve Çin’den yapıldığını belirtmişti.

Andrews, 17 Mayıs’ta, ABD’nin New York kentindeki BM binasında “Milyar Dolarlık Ölüm Ticareti: Myanmar’da İnsan Hakları İhlallerine İmkan Veren Uluslararası Silah Ağları” başlıklı raporunu tanıtarak “Darbe sonrasında Myanmar ordusuna en fazla gelişmiş silah sistemi sağlayan ülkeler Rusya ve Çin. Bu ülkelerin devlet bağlantılı şirketleri Rusya tarafında 400 milyon dolar, Çin tarafında ise 260 milyon dolar olacak şekilde silah tedariki sağladı.” bilgisini paylaşmıştı.

Myanmar ordusu, 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021’de yönetime el koymuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir